SOHBET KÜRSÜSÜ
ANASAYFA GERİ
EN DERİN YOKSUNLUĞUMDUN SEN AMA GİTTİ
27 Aralık 2017 Çarşamba 00:00



Kaleme küstü sanki defterim. Sanki yazılmak istemiyorum dercesine haykırdı yüreğime. Evet defterimin dili yok ama sanki yüreğime radyoaktif dalga gönderircesine hissettirdi bana kendini. O yüzden bir süre uzak kaldım bende ki senle seni yazmaya.
Defterimin bu çırpınışları yazılmak istemeyişi miydi?
Senin gidip bembeyaz bir sayfa açmak istemen gibi bembeyaz kalmak mıydı?
Yoksa seni yazmak istememden rahatsız oldu da mı yazılmak istemedi bilemiyorum tek bildiğim sen yoksun.
Belki de yokluğunda sana kızgın olduğu için seninle ilgili hiç bir şeyin buraya yazılmasını istemedi defterim.
Her ne sebepten olursa olsun kırılmışlıkların neticesini taşıyan izlerle dolu olacak bu defter.
Zaman her zaman pek çok şey çıkartır karşımıza yeni insanları, yeni bir hayatı ve yeni, yeni hayal kırıklıklarını.
Bunların hangisi iyi hangisi kötü hiç bir zaman bilemeyiz çünkü yeni bir insan hayatımıza artı yönde ve ya eksi yönde neler katar bilemeyiz. Hayal kırıklıkları da bu şekildedir bugün kırılan hayalin yarın için hayırlı mı yoksa kötü mü olduğunu bilemeyiz bunun tek farkı hayal kırıklığı olduğunda üzülebiliyor olmamız ve bu aniden olan bir üzüntüdür. Yeni insanların yaptıkları zamanla ortaya çıkar ve yavaş, yavaş üzmeye meyillidir.
Sen benim iki yıl önce yeni tanıdığım, hayatıma yeni giren biriydin. Gökyüzünde uçurtma uçuyordu tıpkı hayallerimin ellerimden kayıp gitmesi gibi ve ben senin gökyüzüm olacağını bilmeden hayallerime kanat takıyordum ayakları bağlı güvercin gibi.
Sana doğru uçacağını bilmeden salıverdim hayallerimi ama hayallerimin iplerinin umudum olduğunu bilemezdim sen gittiğinde fark ettim umutlarımın gittiğini. Gerçi umutlarım hep sen dilimindeydi ama ilk zamanlarda sadece bir anıydın bende.
Seni tanımak güzeldi. Tanıdıkça anlıyor, yaşıyor, üzülüyor ve sevmeye başlıyordum seni.
Masallara fısıldanmış gibi yüreğime masalsı bir resim çiziyordun en gerçek olmayacak haliyle ve haliyle bir masal gibi rolünü benimseyip gittin sen.
Sanki gitmenin tarifini kitaplaştırabilmek için anı biriktirir gibi mum aleviyle yandın ve sessizce söndün.
Umutlarıma asılıydı tüm bunlar ve sen bilemedin gökyüzü misali sonsuzluğum bildiğimde seni, sen sonsuzluk adına yok olurcasına kaçıp gitmeyi seçtin. Bense gideceğini düşünemedim öyle ya kim gideceğini düşünerek birini sevebilir ki?
Ben seni sevdim sense gittin.
Güneşe dokunurcasına umutlarıma sarıldım. Sen gittiğinde suya yazamadım seni belki ama sevdamı suya fısıldadım hep sessizce. Seni sevdiğimde sana söyleyememe korkum kadar masumdu belki yüreğim ama sen bir kurşun gibi parçalamayı seçtin.
En derin yoksunluğumdun sen benim bir an göremesem krize girercesine sızlardı tüm bendenim. Sesine gizlenirdim usulca çünkü sesini duyar duymaz geçerdi tüm titremelerim.
Gülüşlerin yüreğimin coğrafyasına ayak basana kadar üşürdü ellerim. En derin yoksunluğumdun sen benim ama sen kalbime kezzap döküp gittin.
Şimdi yoksun sen yoksun da neden yoksunluğumu da alıp gitmedin ki bende ki senle beni baş başa bıraktın kızamıyorum da ona çünkü onun ne suçu vardı ki giden sendin.
Söyler misin bana sen neden gittin?
Bana söylediklerin kaçış sebebi olamazdı çünkü onlar birer bahaneydi biliyorum bahaneler üretmekte üstüne yoktu ama sevgi üzerine bahaneler üretilemezdi ve sen bunu hiç bilemedin.
Seni çok seviyor olmam çok sıkıyorsa seni bu senin beni hiç sevmemiş olduğunu göstermez mi?
Sevdin mi beni gerçekten yoksa söylediğin gibi sevmeyi denedin de olmadı mı?
Sahi bizde olmayan neydi?
Gerçeklilik mi?
Şüphesiz benim sana olan sevgim gerçekti bunu inkâr edemezsin çünkü sana olan sevgimi sana her şekilde gösterdim. Ben senin her anında, her halinde elimden geldiğince yanında olmaya çalıştım ama sen, ben ne yaparsam yapayım hep benden kaçtın. Belki de olmuyorsa zorlamamak lazımdı ama olmayan neydi sanırım bunu hiç bir zaman gerçekten bilemeyeceğim ama şu bir gerçek ki benim sana olan sevgime rağmen sen çekip gitmeyi seçtin.
Hem de canımı yaka, yaka gittin.
Ben senin canının yanmasındansa canımın yanmasını isterim ama sen sevgimin değerini bilemedin.
Şüphesiz karşılıksızdı benim sevgim ben seni okyanuslarca karşılıksız sevdim ana sen gittin.
Yoksunluğumsun dedim ya ben sensizken penceresi masmavi bir şehre bakan mahkûm gibi çaresizdim ama sen bunu bile, bile gittin.
En derin yoksunluğumdun sen benim ama sen beni yoksunluğuma mahkûm edip gittin.
Belki bir gün tüm bunları okuduğunda pişman olursun diyeceğim ama pişman olabilecek bir kalbin var mı sevebilecek bir yüreğin olabilecek mi bilemiyorum. Belki sana ileride yaşadıkların anlatacak birer, birer yüzüne vurur gibi.
Ne bileyim umarım her şey güzel olur senin için hem de her şeye rağmen. Çünkü sen gitmiş olsan da ben seni bu sayfalar gibi tertemiz sevdim.



 


Benzer Haberler