SOHBET KÜRSÜSÜ
ANASAYFA GERİ
BAHARDA ÖLÜM ZORMUŞ
10 Ocak 2018 Çarşamba 22:00



Küçük yaşta
Yanarak ölen kız kardeşime..
Duvar dibinin ısırgan otları
Kavurdu baharını sessiz sedasız..
Seni seviyorum mor menekşem..

Kibrit suyu düştü
Gül basma fistanına
At kuyruğu saçından yün çorabına kadar.
Saçlarında gezinir cehennem
Deriye yapışmış naylon ayakkabısıyla.
Taş duvar dibinde firgat ölesiye bağırır
Dizlerine vurarak.

Merhemler sürüldü avuç avuç.
Yanık, ikinci derece diyorlar.
Makaryos`un Zülfükar,
Koca şırıngayı boşalttı ağlayan deriye.
Askerde ögrenmiş diyorlar iğne vurmayı.
Acılar tırnaktan tırnağa zonkluyor
Yanık kokan yastıkta gözünden öptüm,
“Koyunun iyasini nasıl çalıpta yedik haa“,
Demez olaydım.
Bir şeyler dedi Alfabe de olmayan harflerle.
Otura kaldım Sedir dibine
Ah gülüm, bir dokunsan omzuma
Depom, toptan çökecek gözlerime.
Pazar günü damdan düştüydü
Şakağı hala kanlı ve şiş.
Kopup gidecek birazdan falındaki yıldıza
Asma üzümü, kavunu yemeden,
Çorak dama tarhanalar sermeden..
Sedirde gözü
Tavana yolcu,
Baksana çıkını topluyor alelacel
Uzun yollar için, kara saçlı kuzun!
Belki daha gelmem diyor
Çiğdemli pilav, malak, bulamaç yemeye..
Ayakları soğuyor sarmala yüregine anne
Ne duruyorsun?
Gözünde feri sönüyor damla yaşında
Sustu hayat, durdu Dünya..
Nere de bu uğur böcekleri?
Boşa dolanıyor ortada bahar.
Son emaneti acı suyu, kayıp avucuma düştü.
Kırmızı gözlü çoban
Dudağı titreyerek, “Ayhatun, öldü“ dedi.

Dam üstüne çöktü bulutlar
Dağıldı tuz taşları
Yıldırım düştü dambaşı tuvalağına
Çığlığını, yazıya saldı Ümmügülsüm..
Erkenden yollara düşen ölüme
Ağıtlar yakıyor Cemalka
Kemanın oldugu her yerde..

Bir varmış, birde yokmuş
Baharda ölüm zorumuş! !

 


Benzer Haberler