• Mobil   • Site Haritası   • Webmail   • RSS  



                  

Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
    Üye Olmak İstiyorum
    Şifremi Unuttum

TÜM ÜYELER
ŞİİRLER
YAZILAR / ÖYKÜLER
KİTAP/ KÜLTÜR/ SANAT
ÜNLÜ ŞAİRLER/ ŞİİRLERİ
GÜNCEL
SAĞLIK / YAŞAM

SON 3 ÜYEMİZ
Bülent ÇAĞLAR
Ayhan CAN
Hüseyin ÜNSAL

İYİKİ DOĞDUNUZ
kerem_erturhal

HAFTANIN İNCİLERİ
O KADAR HAZİN Kİ/GECENİN KATİLİNE GÜLÜYOR İNSANLIK
DÜZEN DEĞİŞMİŞ

SON YORUMLAR
DÜZEN DEĞİŞMİŞ
SAYIN ; NEŞE KIZILYAR HANIMEFENDİ Şİİ...
O KADAR HAZİN Kİ/GECENİN KATİLİNE GÜLÜYOR İNSANLIK
SAYIN ; SAMİM İGDE BEYEFENDİ ŞİİRİNİZ &#...
HIÇKIRIK
Okuyucun bol olsun Melek hanım. Kitabın hayırlı uğ...
SERZENİŞ
SAYIN ; ŞUAYİP ODABAŞI BEYEFENDİ ŞİİRİNİ...
HESAP SORACAĞIM
SAYIN ; BİLAL TEKİN BEYEFENDİ ŞİİRİN...
İNCE SIZIM !
DÖNÜP DÖNÜP OKUYASIM VAR ȘİİR SAHİLİNİZDE OTU...
VAHH-VAH
ŞİİRİMİ HAFTANIN İNCİSİ SEÇEN DEĞERLİ MAVİ EYLÜL S...
VAHH-VAH
SAYIN ; MAHİR BAŞPINAR BEYEFENDİ ŞİİRİNİZ...
İNCE SIZIM !
SAYIN ; HAYDAR METİN BEYEFENDİ ŞİİRİNİ...
HÜZNÜN ÖZLEMİYLE SARARMIŞTI YAPRAKLAR
Sayın ZELİHA ÇAKAL Hanımefendi değerli Radyo Mavi ...
 
NURULLAH ATAÇ
31 Ekim 2017 Salı 22:00
12
14
16
18


Nurullah Ataç (doğum; Nurullah Ata, 23 Ağustos 1898 - ö. 17 Mayıs 1957). Türk eleştirmen, denemeci, yazar. Cumhuriyet döneminde eleştiri ve deneme alanı dışında hemen hemen eser vermeyen sayılı yazarlardan biridir.

Nurullah Ataç, 23 Ağustos 1898’de Hammer’in Osmanlı Tarihi isimli kitabı Türkçe’ye çeviren Mehmet Ata Bey’in oğlu olarak İstanbul’da doğdu. Nurullah ataç’ın babası Mehmet Ata başarılı bir öğretmen idi.İlkokuldan sonra Galatasaray Lisesi’nde 4 yıl okudu. Daha sonra eğitimine İsviçre’de devam etti.Babasının ölümünün ardından 1919’da İstanbul’a döndü.1922 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne devam etti fakat tamamlayamadı.


Fransızca öğretmenliği ve mütercimlik yaptı. 1945’den sonra Cumhurbaşkanlığı çevirmeni olarak görev yaptı.
1926 yılında Leman Ataç ile evlendi.Bu evlilikten , daha sonra babasının hayatından kesitleri anlattığı kitabı "Babam Nurullah Ataç"’ın yazarı Meral Ataç Tolluoğlu 1926’da doğar.
TDK yayın kolu başkanı oldu. İlk şiirleri Dergah’ta yayımlandı. Fransız, Latin ve Rus klasiklerinden çeviriler yaptı. Gazete ve dergilerde eleştiri ve deneme türünde yazılar yazdı. Eleştiri yazılarıyla Türk edebiyatında izlenimci eleştirinin ilk örneklerini verdi. Akşam’da tiyatro eleştirmenliği, Hakimiyeti Milliye, Ulus, Milliyet, Tan, Posta, Cumhuriyet, Son Havadis, Dünya gazetelerinde eleştiri yazıları çıktı. Denemeleri Türk Dili, Varlık, Yedigün, Ülkü, Seçilmiş Hikayeler dergilerindedir.
Ataç yazı hayatına tiyatro eleştirisi ile başlamıştır. İlk yazısı 1921’de Dergâh’ta yayımlanan “Türk Tiyatrosunda İlk Göz Ağrısı” adlı tiyatro eleştirisidir. Ataç, tiyatro eleştirisi ile ilgili yazılarını Dergâh ve Akşam dışında Hâkimiyet-i Milliye, Milliyet, Son Posta, Haber-Akşam Postası, Ulus, Son Havadis gazetelerinde ve Hayat, Darülbedayi (Türk Tiyatrosu), Yeni Adam, Ülkü dergilerinde yayımlamıştır. Bu gazete ve dergilerde 1921-1957 yılları arasında tiyatro hakkında yaklaşık 125 yazısı bulunmaktadır ve bu yazıları kitaplarına girmemiştir.Ataç, tiyatro eserleri için yazdığı eleştirilerle Türk tiyatrosu için bir yol gösterici olmuştur. Batılı tiyatroyu yakından tanıyan Ataç, Türk tiyatrosunun ve seyircisinin Batı’nın seçkin oyunlarını oynayacak ve izleyecek seviyeye gelmesi için çok çaba harcamıştır. Ataç tiyatro hakkında yazmış olduğu tenkitlerle sadece tiyatro sanatı ile ilgili teorik görüşlerini ve Türk tiyatrosunun tarihî gelişimini gözler önüne sermekle kalmamış, aynı zamanda bu sanatın ülkemizde gelişimine de katkıda bulunmuştur.


Başlıca eserleri:

•Günlerin Getirdiği (1946),
• Karalama Defteri (1952),
•Sözden Söze (1952),
•Ararken (1954),
•Diyelim (1954),
•Söz Arasında (1957);
Ölümünden sonra derlemeler;

•Okuru­ma Mektuplar (1958),
•Günce (seçme­ler 1960),
• Prospero ile Calibon (1961), Ataç (dil üzerine söyleşileri,1962),
•Söyleşiler (1964), Günce (1. cilt 1953-1955; 2. cilt 1956-1957 yılla­rı),
•Dergilerde Eleştiri (değinmeler, 1980).
•Ataç üzerinde çalışan yazarla­rın (T. Alangu, H. Dizdaroğlu, S. N. Özerdim, Yılmaz Çolpan, Metin And, Konur Ertop, M. Salihoğlu, Saadet Ul- çugür) çeşitli bakış açılarından hazırla­dıkları eserler, Asım Bezirci’nin bu ko­nudaki eserinin bibloyografya listesin­dedir:
•Nurullah Ataç-Eleştiri Anlayışı ve Yazıları (1968).
•Kızı Meral Tolluoğlu’nun anıları ise 1980’de kitaplaştı: Babam Nurullah Ataç.
•Bütün Eserleri Varlık dizisinde beş kitapta toplandı.


Başlıca eserlerinin özetleri:

Günce

Gündelik notları, günlük yazı­ları, onları derleyen kitabı. Bu türdeki yazılara Son Havadis gazetesinde baş­ladı (2 Ocak 1953). Aynı başlık altında bir dizi yazısı da Ulus’la, yayımlandı (22 Nisan 1956-11 Mayıs 1957). Gün­ce adını taşıyan ilk kitap 1960’ta Var­lık Yayınları’nda çıktı. Bu türdeki ya­zıların tümü Türk Dil Kurumu tarafın­dan derlenerek 2 ciltte toplandı (1972). Denemeci yanı ağır asan bir eleştirme­nin yaşam olayları, gözlem ilginçlikle­ri, sanat eserleri (özellikle şiir), dil so­runları, batılılaşma amacı, Türkçede özleşme, yolculuk izlenimleri gibi sü­rekli değişen konulardaki içten ve öz­gün duygu ve düşünce ürünleri.

Karalama Defteri

Deneme ve eleştiri yazılarını derleyen 2. kitabı (1952). Bir gazete yazarı olduğunu birkaç kez yineleyen Ataç’ın sanat, edebiyat, dil, ölçü, çeşitli türler ve bazı edebiyatçılar üzerine yayımladığı 34 yazısını derle­yen eser, onun konuşma ve yazma ko­nularındaki tutumunu da adıyla yansı­tır. Yazının da konuşma kadar doğal, yalın, kendiliğinden olmasını, belli sıkı düzenler dışında savunan Ataç, devrik tümcelerle dikkati çeken anlatımındaki özleşmeye ilkin bu kitapta başlamış gi­bidir; yaptığı işin yapaylıksız doğallı­ğını da kitabına koyduğu adla belirtme amacındadır.


EDEBİ KİŞİLİĞİ


Yazmaya 1921-22 YAHYA KEMAL’nın yönettiği Dergâh dergisinde yayınlanan şiir ve yazılarıyla başladı. Daha sonra yalnızca deneme ve eleştiri türünde ürünler verdi ve çeviriler yaptı. Fransızcadan yaptığı tercümelerle tanındı. Eski Türk edebiyatı ile BATILILAŞMA VE CUMHURİYET DÖNEMini inceledi.


Türk Dil Kurumunun dilde özleşme faaliyetlerinde aşırıya kaçmış, devrik cümle kullanması sebebiyle de dikkatleri üzerine çekmiştir. Eleştiri, deneme ve çevirileri ile Türk edebiyatında adını duyuran ve özellikle edebî eleştirinin büyük temsilcilerinden biri olarak kabul edilmiştir.

Samet Ağaoğlu, Aşina Yüzler Kitabında bir şair olarak Nurullah ATAÇ’I aklı ile kalbi durmadan değişen, birinin güzel dediğine ötekini çirkin damgasını yapıştırdığı kuvvetli hislerinin ve engin zekâsının çarpışmasından doğmuş çeşitli acıları bazen gerçekten insanların insafsız olduğu kadar kuvvetli keskin ironisi ile örmesini bilen bir adam olarak tasvir etmiştir. [12]

N. Ataç, hiçbir zaman bir SanatÇI , bir yaratıcı olduğunu ileri sürmemiştir. Bu durumu şöyle betimliyor: “Ben bir Sanat adamı/yaratıcı bir yazar değilim. Ne şiir yazmak elimden gelir, ne roman... Ben bir gazete yazarıyım, söylediklerim bir gün, iki gün okunur, sonra geçer.” (Karalama Defteri Ararken 20) Çok eleştirildiği Öz Türkçecilik savunusunu çıkar kaygısıyla ya da birilerine yaranmak için yapmadığını belirtir. “Dil işine girişmem de bir çıkar kaygısıyla değildir de onun için, alıklar benim şu bu buyurdu diye, şuna buna yaranmak için Öz Türkçeye özendiğimi sanırlar.” (Öztekin 86) N. Ataç’ın, Türkiye Türkçesi’nde edebiyat eleştirisini sistemli ve Batılı örneklerine benzer biçimde yaptığı söylenebilir.[13] Eleştirmen dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri, belki de birincisi olması bu yüzdendir. N. Ataç’ın bir eleştirmen olarak sanatın ve sanatsal üretimin özerkliğine inandığını, eleştiri yazısını sanat eseri saydığını da söyleyebiliriz. N. Ataç, samimiyet ile doğallık, içtenlik ve mesafesizlik gibi benzer anlamlara geldiğini düşündüğü duyguları, uygarlığın karşısına koyar. Uygarlığın tıpkı sanat ve EDEBİYAT gibi özen, yapmacık ve mesafe gerektirdiğini belirtir.[14]

Ataç, edebiyat türlerinden en çok şiir eleştirisi kaleme almıştır. Öznel eleştirisinde tamamen sübjektif değer yargılarına yer vermiştir. Düşüncelerine her zaman şüpheyle bakmış, sürekli soru sorarak önceki fikirlerini reddederek hüküm vermekten kaçındığı gibi düşüncelerini de sık sık değiştiren bir tutum izlemiştir. Eleştiri yazılarıyla Türk yazınında izlenimci eleştirinin ilk örneklerini veren Nurullah Ataç’ın Akşam gazetesinde tiyatro eleştirmenliği, Hâkimiyeti Milliye, Ulus, Milliyet, Tan, Posta, Cumhuriyet, Son Havadis, Dünya gazetelerinde ise eleştiri yazıları çıktı. Denemeleri ise Türk Dili, Varlık, Yedi gün, Ülkü, Seçilmiş Hikâyeler gibi dergilerde yayımlanmıştır. [15]


Nurullah Ataç’ın denemelerinin asıl önemi nesir dilinde yaptığı değişikliktedir. O, Yazı Dilini Konuşma Diliinin doğallığına dönüştürmeye çalışmış, bunun için de devrik cümle kullanmaya önem vermiştir. Onun devrik cümleyi kullanmasında Fransızcadan çeviri yapması da etkili bir rol oynamıştır. O, konuşur gibi, duyduğu gibi yazmaya çalıştı. Bu konuda şöyle der: “Yazı dilinin konuşma dilinden başka olmasını isteyen dar görüşlüler dilediklerince tepinsinler, devrik tümce giriyor, girdi yazı diline. Ben istediğim için değil, çağımız istediği için. Genci de ona gidiyor, yaşlısı da. Yaşsızlar vardır, yaşsız, çağsız, tatsız tuzsuz, ölü gibi yaşayanlar, bir onlar gitmiyor, gidemiyor konuşma diline. Konuşma dili, devrik tümce, yarının canlı, güzel ışıklı Türkçe’si. Onun geldiğini göremeyenler, sezemeyenler kendilerine ağlasınlar!” (Ataç, 1972, 306)

Dogmatizme karşıdır. Kitaplarından birine Ararken adını vermesi bile onun düşüncesinin daimî arayış içinde olduğunu göstermektedir. Onun asıl önemli cephesi edebiyat ve kültür hakkında çok sağlam değerlere sahip olması ve bu sağlam bilgi üzerinde çeşitli düşünce denemeleri yapabilmesidir. Seçmiş olduğu deneme türü bu alıştırmalara fırsat vermektedir. Bu yazılar, okuyucuyu -fikirleri paylaşsın paylaşmasın söyleyecek sözü olan, kültürlü bir yazarı okumaya ve onunla birlikte düşünme çabasına yöneltir. Ataç’ın edebiyatımızdaki yerini hocası Yahya Kemal şu cümle ile ifade etmiştir: “Nurullah Ataç tek başına bir yıldızdır, onun âleminde bulunmak bütün şiiri anlamak demektir”[16]





EĞİTİMLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ


Ataç yeni neslin eğitiminde Latince ve Grekçeyi öğrenmenin şart olduğu görüşünde ısrarcı bir tutum sergilemiş, bu görüşleri sebebiyle de tepkilere neden olmuştur. Divan Edebiyatının malzemesi olan Osmanlıca da bir imparatorluk dili olduğu hâlde Ataç’ın Latinceye tanıdığı imtiyazı Osmanlıcaya tanımaması ilgi çekicidir ve onun önemli bir çelişkisi olarak gözükmektedir.

N. Ataç bir eğitimci olarak öğrencilerin eğitimi ve öğretmenlik mesleği hakkında pek çok önemli görüşleri ve önerileri olan bir yazardır. Öğrencilere basmakalıp ifadelerle kompozisyon yazdırılmasına karşı çıkmış, öğrencinin gördüğünü, hissettiğini yazmasını, yazdıklarında samimi olmasına izin verilmesinin önemini vurgulamıştır. Öğrencilere şiir ezberletilmemesinden yana olan yazar liselerde özellikle Divan şiirleri sadece açıklanmakta, gençlerde ezberleme hevesi uyandırılmadığı kanaatindedir.


Ataç’ı aktüel bir kişi hâline getiren unsurlar arasında Türkçenin özleştirilmesi konusunda aşırı tavrı ile kendisinden sonraki bâzı yazarlarda da görülen devrik cümle alışkanlığı sayılabilir. Yeni bir kültür, edebiyat ve dil arayışı içinde oldu. Çoğulcu bir düşünce yapısına ulaşmak için Batı hümanizmi ve demokratikleşme sürecini sindirmek gerektiğini savundu. Türkiye’de ulusal benliği koruyan bir Batılılaşma modeli uygulanmasını önerdi. Eleştirmenin okura sezinleyemediği güzellikleri tanıtması gerektiğini savundu. Kendi türettiği sözcükleri, devrik tümceleri ve kendine özgü biçemiyle dili bir uygarlık sorunu olarak ele aldı. Batılılaşma, Divan Şiiri, yeni şiir, eleştiri gibi çeşitli konularda, kişisel yönü ağır basan yazılarındaki kuşkucu ve cesur tavrıyla pek çok genç yazarı etkiledi. Onun en başarılı ve kalıcı eserleri eski Yunan, Lâtin, Fransız ve Rus klâsiklerinden yaptığı tercümelerdir.


Melâl Perisi

Bağrıma bir gece çöktü ağlama,
Bir garip hayâlet girdi rüyâma,
Dedi: "Sen âşıksın artık akşama:
Çünkü ben gönlüne keder getirdim.

"Duyurmadan geçer sevginin


Neşe KIZILYAR
Okunma Sayısı : 218

“Bu eser’in her türlü telif hakkı şairin veya yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.”

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle



Erişim yapmaya çalıştığınız içerik için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Lütfen üye girişi yapınız...





+ Benzer Haberler
» ORHAN ŞAİK GÖKYAY
» AHMET HAMDİ TANPINAR
» CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI
» TURGUT UYAR
» EDİP CANSEVER
» NEYZEN TEVFİK
» SABAHATTİN ALİ
» AHMET HAŞİM
» FALİH RIFKI ATAY
» NİHAD SAMİ BANARLI
» AHMET KUDSİ TECER
» KEMALETTİN KAMU
» CEMAL SÜREYA
» NAMIK KEMAL
» ORHAN ŞAİK GÖKYAY
» NECATİ CUMALI
» ORHAN SEYFİ ORHUN
» HALİDE NUSRET ZORLUTUNA
» CAN YÜCEL
» BEHÇET NECATİGİL


Site İçi Arama

DUYURULAR
» İPHONE CEP TELEFONUNDAN RADYOMUZU DİNLEMEK
İÇİN CEP TELEFONUNUZUN ARAMA MOTORUNA www.radyomavieylul.net/m ADRESİNİ GİRİNİZ VE "play" TUŞUNA BASINIZ.


» ANDROİD CEP TELEFONUNDAN RADYOYA GİRMEK
ve kesintisiz dinlemek için "PLAY STORE" tuşundan "Radyo Mavi Eylül" radyomuzu cep telefonunuza indirebilirsiniz. Radyomuz otomatik açılacaktır. Radyomuz çalarken başka sayfalarda gezinebilirsiniz. Açılan radyo sayfasının sol altındaki "sarı zarf" simgesini tıklayarak, istek gönderebilirsiniz. Dilerseniz, Googleden "Radyo Mavi Eylül" ANASAYFASINA ulaşıp, giriş yaparak SOHBET KÜRSÜSÜNE ulaşabilirsiniz.


» SOHBET KÜRSÜSÜ İHLALİ...
Sohbet kürsüsünde, din, siyaset ve parti konularında yapılacak atışmalarda veya kürsüye 7-8 mısradan daha uzun şiir asılmasında, o kişi yada kişiler 24 saat banlanacak, tekrarları söz konusu olduğunda üyeliği silinecektir…


» HAFTANIN İNCİLERİ
Haftanın incileri köşemizde duyurulan şiir ve yazılar, her pazartesi gecesi canlı yayınımızda radyomuzda okunmaktadır.


» RADYO MAVİ EYLÜL’DE CANLI YAYINLAR...

Tüm dost ve arkadaşlarımızı şiirlerle harmanlanıp, şarkılarla demleneceğimiz radyo gecelerimize bekliyoruz..


 
Ziyaretçi Defteri


YAZARLAR

          

Yurdagül
ÖZAY
Özay’la Ayışığı
                                         

          

DELEN
Sağlık/Yaşam 
                                            

      

Samim
İGDE
(Ramak Kaldı)
                                     

      

 
Şuayip
ODABAŞI
(Ölüler Kentinin Ozanı) 
    

         

Harika  
UFUK
(Harika Ufuklar) 
                                           

 
     
DOST SİTELERİMİZ
Edebiyat Defteri
Antoloji
Türk Dil Kurumu
Edebiyol
Edebiyatevi.com
Sinobil
FAYDALI LİNKLER
Belediyeler
Hasteneler
TC.kimlik sorgulama
Dünya haritası
Önemli günler

Önemli Günler

Radyo Mavi Eylül.Net Bir Müzik ve Edebiyat Platformudur.
Tüm Hakları Saklıdır 2013